Bebeğimin kordon kanını saklamalı mıyım

Bebeğimin kordon kanını saklamalı mıyım

80’li yılların başlarında kök hücre teknolojisinin gelişmesiyle birlikte kordon kanından elde edilen hücrelerle belli başlı hastalıkların tedavisinin yapılabileceği fikri ortaya çıktı ve o dönemden itibaren yapılan araştırmalar sonucunda ilk olarak 1992 yılında Dr. David Harris oğlunun kordon kanını kendi labaratuarında dondurup sakladı.Devam eden yıllarda da dünyanın pek çok yerinde kordon bankası kuruldu ve binlerce bebeğin kanı bankalarda korumaya alındı.

Yüzyılın en önemli tıbbi gelişmesi kordon kanı hakkında merak ettiklerinizi bu yazımızda bulabilirsiniz.

Kordon Kanı Nedir?

İnsan kanı içinde temel olarak “plazma” adı verilen sıvı içerisinde üç ana tip hücre vardır. Bunlar; kırmızı kan hücreleri (eritrositler), beyaz kan hücreleri (lökositler) ve pıhtılaşma elemanlarıdır (trombositler, plateletler). Esas olarak; eritrositler hücreler arasında oksijen ve karbondioksit taşımasında, lökositler organizmanın bağışıklık sisteminin çalışmasında, trombositler (plateletler) ise diğer pıhtılaşma faktörleri ile birlikte kanın pıhtılaşmasında görev alırlar. Bu üç hücre grubunun hepsi de kemik iliğinde bulunan ve kök hücre adı verilen bir tür hücrenin değişerek farklılaşması sonucu ortaya çıkar. Yani, kemik iliğindeki kök hücreler her türlü kan hücresini oluşturabilme kabiliyetindedirler ve bu üretim aralıksız devam eder.

Çocukluk çağı lösemileri (kan kanseri) ile bazı kan ve bağışıklık sistemi hastalıklarının varlığında kemik iliği görevini sağlıklı olarak yerine getiremez. Öte yandan bu hastalıkların tedavisinde başvurulan kemoterapi ya da radyoterapi gibi uygulamalar kemik iliğindeki kök hücrelere zarar verir.

Hastalığın ve tedavinin türüne göre bazı hastalarda kemik iliği nakli kaçınılmaz olur. Bu durumda hastanın kemik iliği ile uyumlu olan sağlıklı bir vericiden alınan sağlıklı kemik iliği ve kök hücreleri hasta kişiye verilerek sağlıklı kan hücrelerinin yeniden üretilmesi amaçlanır. Böyle bir durumda hastanın kendi akrabaları hatta kardeşleri arasında dahi uygun bir verici bulma olasılığı %26’ler civarındadır.

Plasenta bebek ile anne arasındaki besin ve oksijen alış verişini sağlayan göbek kordonu, doğumdan sonra bebeğin kordonu ile plasentası arasında kalan kordon kanını içerir. Bu kan, kan üretiminde görev alan kök hücreleri içerir. Kök hücre nakli için kullanılan diğer kaynaklar ise kemik iliği ve kollarımızdaki kan periferik kandır. Kök hücrelerin en önemli özelliğiyse, uygun ortamda herhangi bir doku veya organa dönüşebilmesidir.

Bu nedenle çocuklarda yaş ilerledikçe ortaya çıkabilecek ve çoğu ağır seyirli hastalığın tedavisi için bir umut verir. İleride kordon kanı bankaları kurularak ihtiyacı olan kişilerin doku tiplerine göre bu kanlardan yararlanılması planlanmaktadır.

Kordon Kanı Nasıl Alınır?

Kordon kanı saklanmasına karar verildiğinde beklenen doğumdan en az bir kaç hafta önce ilgili laboratuar ve doğumu yaptıracak olan hekime durum bildirilir ve gerekli hazırlıklar yapılır. Gerekli ekipman ve belgeler doğum sırasında hazır bulunur.

Doğumda bebek doğduktan sonra göbek kordonu bağlanır ve ilk 10 dakika içinde içindeki kan özel bir sistem yardımı ile torba içine toplanır. Toplanan 40-100 ml hacmindeki kan, 36 saat içinde laboratuara gönderilir ve burada içindeki kök hücreler özel yöntemler ile ayrıştırılarak, azot tanklarında -193 derecede dondurularak saklanır. Kordon kanı alımı normal veya sezaryen ile olan doğumlarda uygulanabilir ve anne bebek açısından risksizdir. Dondurulan hücreler daha sonra gereksinim halinde çözülerek kullanılabilir. Alınan kök hücre sayısı vücut ağırlığı ve hacmi arttıkça tedavide yetersiz kaldığından, kanın saklama süresi bugünün bilimsel verileri ışığında en fazla 15 yıldır. Bu nedenle kordon kanı yalnızca çocukluk ve ergenlik çağındaki kişiler 30-40 kg’nin üzerine çıkmadan kullanılabilmektedir.

Günümüzde kordon kanı ile tedavi edilebilen bazı hastalıklar:

Çocukluk çağı lösemi ve lenfomaları
Thalessemi (Akdeniz anemisi)
Aplastik anemiler (kemik iliğinde hücre üretiminin olmaması)
Orak hücreli anemi (Sickle cell anemi)
Amegakaryositik trombositopeni
Nöroblastom

Bazı ticari bankaların reklam broşürlerinde belitildiği gibi, kordon kanının kalıtsal hastalıkların tedavisinde (thalessemi= akdeniz anemisi gibi), kalıtsal bağışıklık yetmezlikleri (immün yetmezlik sendromları) tedavisinde veya kalıtsal bir takım metabolik hastalıkların tedavisinde kullanım alanı yoktur. Çünkü kalıtsal bir hastalığa sahip bir bebeğin kordon kanından elde edilmiş kök hücrelerinin bu hastalığı tedavi amaçlı kullanılması mümkün değildir.

Geleceğin yedek parçaları: Kök hücreler

Gelecekte kök hücreler sanki bir otomobile yedek parça üretimi gibi; karaciğer, kalp, pankreas, beyin gibi pek çok organ yanında el, kol, ayak gibi uzuvların oluşturulmasında kullanılabilecek ve bu şekilde kazalar sonrası uzuv kayıpları, şeker hastalığı, karaciğer, böbrek, kalp yetmezlikleri, nörolojik kayıplar (felç), Parkinson, Alzheimer hastalığı, bir çok genetik hastalıklar ve kanser tedavilerindeki tüm tedavi yöntemleri belki de bu yönde değişecektir.

Ülkemizde de kordon kanı bankacılığı son birkaç yıl içinde verilen bir hizmet haline gelmiş ve konuyla ilgili şirketler faaliyete başlamıştır.

Bu şekilde bankalarda saklanılan kanların “otolog amaçlı kullanıma uygun olduğu” yani ihtiyacı olan başka bir hastaya kullanımının olamaması sakıncalı yönleridir.

5 Temmuz 2005’de Resmi Gazete’de yayınlanan bir yönetmelik ile Kordon Kanı Bankacılığı bir anlamda yasal bir platforma oturmuştur. Bu anlamda çeşitli temsilcilikler aracılığı ile her türlü kan ve kan ürünlerinin yurt dışına çıkışı resmen yasaklanmıştır.

Ülkemizde otolog kordon kanı bankacılığı ile ilgili faaliyet gösteren yerli ve yabancı kökenli bazı şirket bankaları, hekimlerin hastalarından aldıkları kanları genellikle üniversiteler bünyesinde saklamaktadır.

Etiketler:

« | »

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz