Vitamin hapları

Vitamin hapları

Vitamin haplarını doktorlar sayesinde yada eczanelerden aldığımız bilgiler sayesinde tüketiriz hep. Peki hangileri sağlıklı hangileri vücudumuza uygun ve bize yan etkileri olabilcek ilaçların isimlerini ve onlar hakkında bilgiler edinelim bizim için daha iyi olmazmı ?

Vitamin hapları uzun süre kullanılabilir mi? İlaç mıdır? Özellikle Avrupa Gıda Konseyi tarafından kabul edilen RDA değerlerine (önerilen günlük alım miktarı) uygun vitamin ve mineral haplarını sağlığınızı korumak için alabilirsiniz. Ancak hapların A ve D vitamin içeriğinin çok yüksek olmamasına dikkat edilmelidir.

A vitamini 5000 ünite, D vitamini 2000 ünite düzeyinin üstünde ve sürekli kullanımı zararlı olabilir.


Vitamin hapları eğer bu RDA değerlerinin çok üzerinde ise artık takviye amacıyla değil, ilaç olarak kullanılıyor demektir. Bu gibi ilaçlar için kullanım süreleri hekim tarafından bildirilir veya ilacın prospektüsünde yer alır.

Vitamin mineral içeren destek için satılan haplar ilaç mahiyetinde değildir ve bu yüzden pek çok Avrupa ülkesinde ve Amerika Birleşik Devletleri Kanada gibi ülkelerde reçetesiz olarak satılmaktadır. Vitamin hapları heryerde satılıyor ve çoğunu hepimiz kullanmaktayız. Prof. Dr. Osman Müftüoğlu, mart ayıyla birlikte başlayan salgınlardan korunma amacıyla alınan vitamin haplarına dikkat çekti. Müftüoğlu, vitamin haplarının hastalıktan korumadığına dikkat çekerek, “Sadece doğru beslenerek de başarılabilir. Yani bu mucizeler besinlerin kendisinde zaten bol bol var” dedi.

Osman Müftüoğlu’nun “Ömrü uzatan 12 mucize” başlığıyla yayımlanan (14 Mart 2011) yazısı şöyle:

Ömrü uzatan 12 mucize

Son zamanların ‘trendi’ vitamin haplarını yuttukça daha güçlü, daha sağlıklı mı oluyoruz? Hayır! Vitamin, mineral ve benzeri doğal mucizelerden faydalanma işi, bu haplara gerek kalmadan, sadece doğru beslenerek de başarılabilir. Yani bu mucizeler besinlerin kendisinde zaten bol bol var. Bu yazı işte bu besinlerle, o doğal mucizelerle ilgili kısa bir özettir…

GÜNE bir vitamin hapı ile başlamak neredeyse, bir “modern yaşam trendi”oldu. Çoğu insan kahvaltıdan sonra bu haplardan yutmadan evden çıkmayı ayıp sayıyor, bu işi bilmeyenlere de “üzülerek!” bakıyor. Her köşede yeni bir “vitaminci dükkanı”nın açılması, eczanelerin en fiyakalı köşelerinin bu haplara ayrılmasının nedeni de bu. Peki, doğru mu yapıyoruz?

Bu hapları yuttukça bedenimiz daha güçlü, sağlığımız daha mı iyi oluyor? Hayır! Vitamin, mineral ve benzeri doğal desteklerden faydalanmak iyi bir şey ama mucizelerden faydalanma işi bu haplara gerek kalmadan, sadece doğru beslenerek de başarılabiliyor. Yani bu mucizeler besinlerin kendisinde zaten bol bol var. Bu yazı işte bu besinlerle, o doğal mucizelerle ilgili kısa bir özettir…

Guavayı, mangoyu boş verin

Ama ben yine de siz,e “Osman Hoca bize bir liste verecek, biz de onlarla beslenip sağlıklı ve uzun bir ömür süreceğiz” diye düşünmeyin derim! Çünkü;

1) Ömrü uzattığı kanıtlanan herhangi bir besin hala bulunabilmiş değil!

2) Hiçbir besin üç beş gün yenip içilince, ne hastalıklardan korur ne de ömrü uzatabilir.

Evet! Kanserden şekere, koroner kalp hastalığından hipertansiyona, yaşam kalitesini bozan pek çok sorun beslenme tarzınızdan etkileniyor. Bu doğru bir bilgi ama, bunun için Reichi mantarı, altın çilek, guava, mango gibi lüzumsuz ve pahalı yiyecekleri boş verip, çözümü, turp, lahana, üzüm, nar, kayısı, şeftali, sarımsak, soğanda aramak gerekiyor.

Bizim manavdan ‘vitaminler’

Bu nedenle, biz de vitamin dosyasını açarken işe çarşıda, pazarda, markette, manavda satılan doğal besinlerden başlamayı düşündük. Sağlığı destekleyip güçlendiren “özel besinler” listesi aslında bir hayli uzun.

Ne iyi ki, toplumumuzun beslenme alışkanlıkları içersinde bunların çoğu zaten var. Ben sizi zaten kullandığımız, ucuz, kolay bulunabilen, tadından hoşlandığınız yiyecekler hakkında sizi bilgilendirmek istiyor, “Brokoliyi, avokado veya Brüksel lahanasını, altın çilek ya da Acai Berry, Reichi’yi filan bir kenara bırakın, mahalle pazarınız veya manavınızda bulunan ucuz ve bildik yiyeceklere odaklanın” diyorum.

Ve çok önemli bir şey daha…

Çok ama çok önemli bir noktayı bir daha hatırlayalım: İyi ve güzel bir ömür sürmek için sadece “bedeninizi beslemeniz” yetmez, “ruhunuzu da beslemek” zorundasınız. Yani, sevmeli, hoş görmeli, iyi olmalı, keyif almalı, huzura odaklanmalı, korkudan, endişeden uzak, inanç yapısı güçlü ve zengin, iyi duygularla yoğunlaşan bir “ruhsal beslenme planınızın” da olmasına özen göstermelisiniz…

İşte o mucize liste

Betakaroten

Betakaroten A vitamininin öncü maddesi, çok güçlü bir antioksidan. Sarı turuncu meyve ve sebzelerin çoğunda buluyor. Örneğin havuç ve kayısı bunların en önemlileri.

Likopen

Kırmızı mucize olarak bilinen bu doğal antioksidan kanserden damar sertliğine pek çok soruna çare olarak gösteriliyor. Cilt yaşlanmasını geciktirdiği de doğru. En çok bulunduğu besinlerin başında domates ve domates ürünleri (salça, domates suyu) geliyor. Her gün bir pişmiş domates yemek bu nedenle son derece akıllıca. Kayısı, karpuz ve pembe greyfurtta da likopen bulunuyor.

Kuversetin

Bu da antioksidan bir madde. Özellikle kanserden korunma ve virüs enfeksiyonlarını önlemede etkili. En zengin olduğu besinlerin başında kırmızı soğan ve elma geliyor. Bu nedenle her gün bir soğan ve bir elma yemek son derece mantıklı.

Antosiyaninler

Siyah, mor ya da koyu kırmızı yiyeceklerde (özellikle sebze ve meyvede) bulunan ve güçlü bir antioksidan olan bu maddenin sağlığı pek çok faydası var. Kanserden ve damar sertliğinden korumada oldukça faydalı bulunan bu maddenin yaban mersini, kiraz, vişne ve üzümde bol bulunduğu aklınızda olsun. Karadut ve böğürtlen de çok güçlü birer antosiyanin kaynaklarıdır.

Resveratrol

Üzüm ve şaraptaki siyah mucize olarak ünlenen bu değerli antioksidanın üzüm asmasının yaprağında ve ayrıca pekmez ve üzüm suyunda da bulunduğu aklınızda olsun. Üzüm yemek, üzüm suyu içmek ve pekmez yemek bu nedenle akılcı.

Sülforafan

Bilinen en güçlü, doğal kanser koruyu doğal maddelerden biri olan sulforafanı lahana, karalâhana, karnabahar ve turpta bol miktarda bulabilirsiniz.

Probiyotikler

Yoğurt mucizesinin temel nedenlerinden biri de onun probiyotik bakterilerden zengin oluşudur. Probiyotik bakteriler bağışıklığı güçlendirir. Kolesterolü, şekeri dengeler. Kilo kontrolünü destekler. Yoğurt her gün düzenli olarak yenilmesi gereken bir besin. Ayrıca en çok tavsiye edilen içecek. Kefirde de bol miktarda probiyotik güç var. Yani yoğurda, ayrana, kefire biraz daha ağırlık vermekte yarar var.

Kapsaisin

Son yıllarda önemi daha bir anlaşılan kapsaisinin metabolizmayı hızlandırdığı, kolesterol seviyesini az da olsa azalttığı, iltihabi süreçleri baskıladığı kanıtlandı. Kırmızıbibere acısını veren madde de aynı kimyasal. Kırmızı acı biber bu nedenle tavsiye ediliyor.

Kateşinler

Üzerinde en çok çalışılan antioksidan gruplarından biri. Çok sayıda kateşin var ve hepsi faydalı, değerli. En zengin kaynakları çay ve böğürtlengiller. Yeşil çayda siyah çaydan biraz daha fazla bulunuyor. Böğürtlen benzeri meyvelerde de bol miktarda kateşin var.

Elajik asit

Yıldızı son yıllarda parlayan güçlü bir antioksidan. Üzümde, kirazda, çilekte de bulunuyor ama en zengin olduğu yiyeceklerin başında nar var. Her gün dörtte bir su bardağı kadar nar suyu ihtiyacı karşılıyor.

Omega 3

En zengin kaynağı deniz ürünleri özellikle de yağlı balıklar. Damar sertliğinden kansere belleği güçlendirmekten, görmeye, artritten ritim bozukluklarına kadar pek çok sorunu önlemeye yardımcı olan bu maddenin bitkisel kaynakları arasında, ceviz ve semizotu da var.

Pektin

Kıymeti son yıllarda anlaşılan bir madde çok güçlü bir kolesterol azaltıcı olarak tanımlanıyor. Elma ve greyfurt en çok bulunduğu yiyecekler.

Diğerleri

Zeytinyağı, fındık ve badem, ayçiçeği çekirdeği ve baklagil grubu besinler. Kuru fasulye -mümkünse siyahı- bezelye, mercimek ve nohudu sofradan eksik etmeyin. Zeytinyağını -abartmamak koşuluyla- her yemekte tercih edin. Fındık, ceviz ve badem elinizin altında olsun, atıştırmalık olarak bu üçlüden birini tercih edin.

Etiketler:

« | »

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum Yaz